Elektronik Sigara Bilgi paylaşım forumuna hoşgeldiniz.

Bu foruma üye olarak Sigarayı bırakmak için ilk adımı atmış olacaksınız..Sağlık yönünden Normal Sigaraya oranla neredeyse hiç zararı olmayan bu ürünün nereden ve nasıl temin edileceği konusunda üyelerimize danışabilir,paylaşımlardan yararlanabilirsiniz..

Kayıt Ol
  1. Tum uyelerimizin dikkatine. Site adresi :http://www.esfvape.com/

Şiir Köşesi

'Edebiyat' forumunda seydirim tarafından 12 Nisan 2015 tarihinde açılan konu

Bu konuya değerlendirme yap:
/5,
  1. Windshair

    Windshair
    Expand Collapse
    E-Sigara Tecrübeli

    Katılım:
    25 Nisan 2016
    Mesaj:
    187
    Alınan Beğeniler:
    624
    Şehir:
    İskenderun
    Ratings:
    +1,286 / 94
    Kullandiginiz Cihaz:
    Lost vape Triade dna250
    ah unuttun!
    ah ki inkar ettin!
    kuşkundan ne hasıl oldu bilmiyorsun!
    el'an...suskunsun...gülmüyorsun!
    cesaretin yok geri dönmüyorsun!
    istikbal yol üstünde bir tuzak...
    hayal hayat içinde biz yasak...
    bırak gitsin gideceği yere kadar...
    bırak ki kalmasın içinde 'ben' zerre kadar
     
    • Beğendim Beğendim x 1
  2. BozBey

    BozBey
    Expand Collapse
    ...asya ağlar benim sazım telinde...

    Katılım:
    31 Ocak 2016
    Mesaj:
    145
    Alınan Beğeniler:
    6,743
    Şehir:
    Geyikli-Garibin yanı
    Ratings:
    +9,231 / 28
    Sigarayı Bırakma Tarihiniz:
    13.12.2015
    Anılar defterinde gül yaprağı
    Gibi unutuldum kurudum
    Başıma düşmüş sevda ağı
    Bir başıma tenhalarda kahroldum
    Sen kimbilir, rüzgârlı eteklerinle
    Kimbilir hangi iklimdesin, ben
    Sensiz bu sessizlikle
    Deli gibiyim sensiz
    Bu sessizlikle

    Ayrılıkla başım belada
    Gözlerini çevir gözlerime
    Yoksa sensiz bu sessizlikle
    Deliler gibiyim
    Sensiz bu sessizlikle

    A.C.Z.
     
  3. arvelo

    arvelo
    Expand Collapse
    E-Sigara Kullanıcısı

    Katılım:
    30 Ocak 2017
    Mesaj:
    133
    Alınan Beğeniler:
    284
    Ratings:
    +690 / 26
    Kullandiginiz Cihaz:
    e-sigara kullanmıyorum
    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...

    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
    ve saçlarında
    vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
    İçimde ikinci bir insan gibidir
    seni sevmek saadeti...
    Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
    güneşli bir rahatlık
    ve etin daveti:
    kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
    sıcak koyu bir karanlık...

    Ne güzel şey hatırlamak seni,
    yazamak sana dair,
    hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
    filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
    kendisi değil
    edasındaki dünya...

    Ne güzel şey hatırlamak seni.
    Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
    bir çekmece
    bir yüzük,
    ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
    Ve hemen
    fırlayarak yerimden
    penceremde demirlere yapışarak
    hürriyetin sütbeyaz maviliğine
    sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

    Ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinde,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...
     
    • Beğendim Beğendim x 1
  4. arvelo

    arvelo
    Expand Collapse
    E-Sigara Kullanıcısı

    Katılım:
    30 Ocak 2017
    Mesaj:
    133
    Alınan Beğeniler:
    284
    Ratings:
    +690 / 26
    Kullandiginiz Cihaz:
    e-sigara kullanmıyorum
    -uyanış-

    uyandın nerdesin?
    evinde.
    alışamadın hala uyanır uyanmaz evinde olmaya
    on üç yıl hapiste kalmanın sersemliklerinden biri de bu.
    yanında yatan kim?
    yalnızlık değil
    karın
    uyuyor melekler gibi mışıl mışıl
    yaraştı hatuna gebelik
    saat kaç?
    sekiz
    demek ki akşama kadar emniyettesiniz
    çünkü teamüldendir
    polis ev basmaz güpe gündüz

    -akşam gezintisi-

    hapisten çıkmışın
    çıkar çıkmaz da
    gebe koymuşun karını
    takmışın koluna
    geziyorsun akşamüstü mahallede
    karnı burnunda hatunun
    nazlı nazlı taşıyor mukaddes yükünü
    sen saygılı ve kibirlisin
    hava serin
    üşümüş bebek elleri gibi
    bir serinlik
    avuçlarına alıp onu ısıtasın gelir
    mahallenin kedileri kasabın kapısında
    ve üst katta kıvırcık karısı
    yerleştirmiş pencerenin pervazına memelerini akşamı seyrediyor
    alacaaydınlık tertemiz gökyüzü
    duruyor ortada çoban yıldızı
    bir bardak su gibi pırıl pırıl
    bu yıl uzunca sürdü pastırma yazı
    dut ağaçları sarardıysa da
    incirler hala yeşil
    mürettip refikle sütçü yorginin
    ortanca kızı çıkmışlar akşam piyasasına
    parmakları birbirine dolanmış
    bakkal karabetin ışıkları yanmış
    affetmedi bu ermeni vatandaş
    kürt dağlarında babasının kesilmesini
    fakat seviyor seni çünkü sen de affetmedin
    bu karayı sürenleri türk halkının alnına
    mahallenin veremlileri yataklara düşenler
    bakıyor camların arkasından
    çamaşırcı huriyenin işsiz oğlu
    omuzlarında keder kahveye gidiyor
    ajans haberlerini okuyor
    radyosu rahmi beylerin
    uzak asya da bir memleket
    sarı ay yüzlü insanlar
    beyaz bir ejderha ile dövüşmekteler
    oraya gönderildi seninkilerden
    dört bin beş yüz tane memet
    kardeşlerini katletmeye
    kızarıyor yüzün öfkeden ve utançtan
    ve umumiyetle filan değil sırf sana ait
    ve eli kolu bağlı bir hüzün
    karını arkadan itip yere yuvarlamışlarda
    düşürmüş gibi çocuğunu
    yahut yene hapisteymişinde karakolda yene dövülüyormuş gibi
    köylü jandarmalara köylüler
    ansızın bastırdı gece
    bitti akşam gezintisi
    bir polis jipi saptı sizin sokağa
    karın fısıldadı
    bizim eve mi ?

    -gecenin saat biri-

    masanın örtüsü mavi basma
    üstünde yalansız, güleryüzlü,
    cesur kitaplarımız durur.
    esirlikten dönmüşüm anacığım,
    kendi memleketimde düşman kalesinden.
    gecenin saat biri,
    lambayı söndürmedik.
    yanımda karım yatar,
    karım beş aylık gebeliğinde.
    etim etine değende,
    elimi karnına koyanda
    bebek kıpır kıpır kıpırdar.
    dalda yaprak, suda balık,
    rahimde insan yavrusu,
    yavrum...
    yavrumun pembe yünden zıbını,
    anası ördü.
    bedeni benim karışımla bir karış,
    kolları şu kadarcık.
    yavrum...
    kız olursa
    tepeden tırnağa anasına benzesin istiyorum,
    oğlan olursa boyu posu bana.
    kız olursa ela ela baksın,
    oğlan olursa maviş maviş.
    yavrum...
    yavrum öldürülmesin istiyorum yirmi yaşında.
    oğlan olursa cephelerde,
    kız olursa sığınaklarda geceyarıları.
    yavrum...
    kız olsun, oğlan olsun,
    kaç yaşında olursa olsun,
    yavrum düşmesin istiyorum hapislere,
    güzelden, haklıdan,
    barıştan yana diye...
    fakat malum, kızım yahut oğlum,
    gecikirse suların ışıması dövüşeceksin.
    ve hatta
    yani haylice müşkül zanaatmış bizde bugün
    babalıktan zaanatı da.
    gecenin saat biri,
    lambayı söndürmedik.
    belki yarım saat sonra,
    belki sabaha karşı.
    yine basılabilir evim,
    beni alıp götürürler,
    kitaplarımızla beraber.
    yanımda birinci şubeninkiler
    dönüp bakarım,
    durur kapıda karım
    eşiğin üzerinde.
    uçar entarisi sabah rüzgarında.
    yükü ağır karnında,
    bebek kıpır kıpır kıpırdar.

    -doğum-

    anası bir oğlancık doğurdu bana;
    kaşsız, sarı bir oğlan,
    masmavi kundağında yatan
    bir nur topu, üç kilo ağırlığında.

    benim oğlan
    dünyaya geldiği zaman,
    çocuklar doğdu korede,
    sarı ay çiçeğine benziyorlardı.
    makartır kesti onları,
    gittiler ana sütüne bile doymadan
    benim oğlan
    dünyaya geldiği zaman,
    çocuklar doğdu yunan zindanlarında,
    babaları kurşuna dizilmiş.
    bu dünyada ilk görülecek şey diye
    demir parmaklığı gördüler.

    benim oğlan
    dünyaya geldiği zaman
    çocuklar doğdu anadoluda,
    mavi gözlü, kara gözlü, elâ gözlü bebeklerdi.
    bitlendiler doğar doğmaz
    kim bilir kaçı sağ kalır mucize kabilinden.
    benim oğlan
    benim yaşıma bastığı zaman,
    ben bu dünyada olmıyacağım,
    ama harikulâde bir beşik olacak dünya,
    siyah,
    beyaz,
    sarı
    bütün çocukları
    sallıyan
    mavi atlas döşekli bir beşik.
     
  5. Muttalip Çağlar

    Muttalip Çağlar
    Expand Collapse
    E-Sigara Kullanıcısı

    Katılım:
    3 Temmuz 2017
    Mesaj:
    136
    Alınan Beğeniler:
    2,037
    Şehir:
    Ankara
    Ratings:
    +2,899 / 7
    Memleketim

    Dört nala gelip Uzak Asya’dan

    Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
    bu memleket, bizim.
    Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
    ve ipek bir halıya benziyen toprak,
    bu cehennem, bu cennet bizim.

    Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
    yok edin insanın insana kulluğunu,
    bu dâvet bizim….

    Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    ve bir orman gibi kardeşçesine,
    bu hasret bizim…

    Nazım Hikmet Ran
     
  6. WhiteZombie

    WhiteZombie
    Expand Collapse
    E-Sigara Acemi

    Katılım:
    1 Ocak 2017
    Mesaj:
    31
    Alınan Beğeniler:
    199
    Şehir:
    Ankara
    Ratings:
    +431 / 7
    Sigarayı Bırakma Tarihiniz:
    20.01.2017
    upload_2019-1-10_21-9-33.png
     
    • Komik Komik x 5
  7. HEXONİC

    HEXONİC
    Expand Collapse
    Vapor

    Katılım:
    8 Ekim 2017
    Mesaj:
    8
    Alınan Beğeniler:
    119
    Şehir:
    Sakarya
    Ratings:
    +233 / 2
    O zaman bir dörtlük de benden gelsin, kendim dışında ilk okuyan sizlersiniz

    Buruk seyirinde gizlenmiş mehtabın,
    Kıyıya vurmuş bir kayık sahidir.
    Meğer ki boyasıymış katran kalbinin,
    Sana aşk değil bin pranga yeridir.
     
    • Galip Galip x 1
  8. hammersmith

    hammersmith
    Expand Collapse
    E-Sigara Tiryaki
    ESF Tecrübeli

    Katılım:
    15 Mart 2016
    Mesaj:
    413
    Alınan Beğeniler:
    1,638
    Şehir:
    Istanbul
    Ratings:
    +4,229 / 13
    CAN YÜCEL
    Her Şey Sende Gizli

    Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kâr sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,

    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...
     
    • Beğendim Beğendim x 2
  9. arvelo

    arvelo
    Expand Collapse
    E-Sigara Kullanıcısı

    Katılım:
    30 Ocak 2017
    Mesaj:
    133
    Alınan Beğeniler:
    284
    Ratings:
    +690 / 26
    Kullandiginiz Cihaz:
    e-sigara kullanmıyorum
    Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz
    Kuklacı felek usta, kuklalar da biz
    Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;
    Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz

    Ömer Hayyam
     
  10. hammersmith

    hammersmith
    Expand Collapse
    E-Sigara Tiryaki
    ESF Tecrübeli

    Katılım:
    15 Mart 2016
    Mesaj:
    413
    Alınan Beğeniler:
    1,638
    Şehir:
    Istanbul
    Ratings:
    +4,229 / 13
    buraya denizi çiziyorsun ya
    suları mavilere boyuyorsun
    kayıkları koyuyorsun üstüne
    sabahı serinliği koyuyorsun

    buraya denizi çiziyorsun ya
    balıkların iri görüntüsünü
    ağları çiziyorsun martıları
    sonra martıların gürültüsünü

    buraya denizi çiziyorsun ya
    kayıkları çiziyorsun geride
    umudu çiz alın yazısını çiz
    ayazı da çiz alın terini de

    balıkçıları çiz balıkçıları
    geceyi de çiz doğacak günü de
    yoksulluğu çiz çaresini de çiz
    sömürüyü de çiz sömürüyü de
     
    • Beğendim Beğendim x 2
  11. ck34

    ck34
    Expand Collapse
    E-sigara Meraklısı

    Katılım:
    16 Ocak 2013
    Mesaj:
    17
    Alınan Beğeniler:
    194
    Şehir:
    İstanbul
    Ratings:
    +415 / 0
    Kullandiginiz Cihaz:
    elipsegrip novo 2 vinci a
    Sigarayı Bırakma Tarihiniz:
    02.01.2013
    Haluk Levent’te guzel soyler bunu
     
    • Katılıyorum Katılıyorum x 1
  12. KöR-CerraH

    KöR-CerraH
    Expand Collapse
    E-Sigara Kullanıcısı

    Katılım:
    28 Mart 2020
    Mesaj:
    96
    Alınan Beğeniler:
    622
    Şehir:
    Lost
    Ratings:
    +1,198 / 4
    Kullandiginiz Cihaz:
    Solo spica pro
    Sigarayı Bırakma Tarihiniz:
    10.02.2020
    Sen yoktun o zamanlar,
    çocukluğumda en çok yağmuru severdim ben.

    Ne zaman bi dert gelse bana,
    yağmur yağar,
    dinler, dokunur, ve topraktan kalkan o kokuyu koklardım.

    Ateşim sönerdi.

    Sonra büyüdüm.

    Gözlerini gördüm, yandım, yağmur yağdı, ve ilk kez sönmedim.

    Ben yağmurdan daha fazla bir seni sevebildim.

    Hikmet Anıl Öztekin
     
    • Beğendim Beğendim x 2
  13. Aslanhan

    Aslanhan
    Expand Collapse
    Gold Member
    Gold Member ESF Güru ESF Profesör ESF Tecrübeli

    Katılım:
    6 Şubat 2016
    Mesaj:
    1,030
    Alınan Beğeniler:
    2,125
    Şehir:
    Ankara
    Ratings:
    +3,975 / 10
    Sigarayı Bırakma Tarihiniz:
    01.03.2010
    İmagine

    çok oluyor değil mi, haklı oluşun kişisel doyumundan vazgeçeli,
    gramer tuzaklarına dayalı şah-mat tartışmalarına gönül indirecek yaşları geride bırakalı,
    kavramları, terimleri yangın söndürme araçlarının güveniyle taşımaktan cayalı,
    etiketleyip kaldırdığımız anladığımızın kavanozlarını kıralı,
    çok oluyor değil mi?

    hadi baştan başlayalım
    en baştan
    bir 45'lik kadar kısa,
    bir 45'lik kadar kesin
    biri plâk, biri tabanca
    adı: imagine

    hadi çıkaralım geçmişimizde suç ortağı ne varsa
    herkesin düşmanına benzediği bu dünyada
    ne eksik bizde, ne fazla
    ne arıyoruz şimdi şu kundaklanmış yılların başında
    kendimiz bulalım kara kutuyu
    ne kadarını kurtarabilmişiz kendimizin
    hadi sayım yapalım
    ilk iş bu şiire "imagine" adını koyalım.

    ne kadar uzak görünüyordu bize
    oysa geldik. işte buradayız. yaşlanıyor ve ayrılıyoruz.

    ne zaman karşılaşsak gözlerimizi kaçırıyoruz birbirimizden
    kaçamak sözler ediyoruz. ayaküstü.
    ne zaman karşılaşsak unutmak istediğimiz ne varsa karşımızda

    gençliğimiz! kimsenin olmayan gençliğimiz!

    gençliğimizi tartarken boşluk tutan avucumuzda...
    acı çekiyoruz
    acı çeken yerlerimiz kalmış diye seviniyor
    sonra ya bira içiyor, ya televizyon seyrediyoruz

    karşı çıktığımız dünyanın bir parçası olduk nicedir
    ürküyoruz bizi geçmişe bağlayan halatlardan
    yarım yangınlar çıkardığımız gemilerde tükettik bütün yolculukları
    dünyayı dinleyişin sonsuzluğunda
    olanakların hayaletleri ve biz
    kirlenen, çürüyen sularda yalpalayıp duran

    bir gözcü ıslığıyla kendinin terk edilmiş sahilinde dolaşan
    şu çocuk kim
    ya şu koynunda içedönük bir tabancayla uyuyan melankolik haydut
    hayata dişlilerinin dokunduğu yerden başlayan, erken törpülenmiş
    şu kalabalık
    ne kadar uzak görünüyordu bize
    oysa geldik işte buradayız
    bu kadar mıydık?

    boşalan meydanların uğultusu kaldı kulaklarımızda
    küllerine katılıyoruz büyük yangının
    gündelik adresler avutmuyor aşkın kollarını
    balıksırtı desenlerde çapraz günler
    birbirini tutmuyor yalnızlıklarımız
    birbirimizi yitiriyoruz her buluşmada

    sebepsiz üşüyoruz
    yüreğinde bir muştayı gezdiren günleri düşündükçe
    tiftiklenmiş bir sessizlikte bulunmuyor aradığımız kelimeler
    kabzasında uyuduğumuz şiddet rüyaları
    dağılıp gidiyor gündeliğin sisli peronlarında
    kalın bir kireç tabakası altında bütün duygularımız
    saat farkı var en yakınımızdakiyle bile aramızda
    demek ki o kadar da sebepsiz üşümüyormuşuz

    umutlar kiralamıyoruz artık, kullanılmış umutlar da karşılamıyor siparişlerimizi, ilkeler rehin, değerler eksiğine bozdurulmuş büyük pazarda, operadaki hayalet yer gösteriyor ölen bir kültürün üyelerine, beşeri günahlarımıza makbuz kesiliyor, vergi yerine hayat iadesi topluyor kent idareleri, kolluk kuvvetleri kurusuz düzenleri dağıtıyor görüldüğü her yerde, eski plâk kapaklarını okşuyoruz yalnızlıktan, eski bir sıcaklığı arıyoruz magmalaşmış fotoğraflarda, kantaşıyla dindirilmiş kelimeler akıp gidiyor konuşamadıklarımızın üzerinden, takma yüreklerle sürdürdüğümüz alışkanlıklar geri tepiyor, çekimine girdiğimiz her yeni imkanın aydınlığında, tekrarlana tekrarlana içi boşalan gizleri pazarlıyoruz hayatına manşet arayanlara, naylon tadında maceralar, kalp para değerinde gecelik aşklar kırk kupona, hayatı birbirinden kopya çeken çocuklara slogan ve cıngıl üretiyor, ödüller veriyoruz düşü dar, yüreği ensiz gündüz yıldızlarına, buzlu ve hüzünlü rakılarla çınlattığımız içimizin kırılgan korunağı, iyi paketlenmiş vahşet sürüyor piyasaya. görüldüğü gibi herkes kadar biz de benziyoruz düşmanımıza.
    biz ki, 45'lik plâkların, radyo istek programlarının, yazlık sinemaların çocuklarıydık, yarım kalmış devrimimizi emanet ettik doların ve markın dalgalanmalarına

    yedi askı boynumuzda, elimizde yedinci mühür, koynumuzda akrep azap karşıdan karşıya geçerken selam veriyoruz anılarımızı arkadan vuranlara
    ne verili koşulların ufkundaki umut
    ne mutlak huzur arayıcıları
    oyalamıyor içinden geçtiğimiz karanlığı
    çıkıp geliyor toz duman içinde
    kavganın taş, aşkın tunç, kendimizin demir çağındayken
    bütün masalları dolaşmış kahraman
    poz veriyor içimizdeki kuraklığın peyzajına
    tarih sürüp giderken

    sırlarımızı ve çeliğimizi verdiğimiz sular
    çekiliyor eski topraklardan
    yeni volta boyları ufukta
    yepyeni tanımlar aranıyor
    dünyayı değiştirmek isteyen varoluşumuza
    biliyoruz ki buradan görünmez
    çünkü büyük umutsuzlardır dünyayı değiştirecek olan

    dipsiz bir öfke kadar derin
    dipsiz bir bankot gibi dolaşımda
    ne kadar uzak görünüyordu bize
    oysa geldik. işte burasındayız
    adını "imagine" koyduğumuz şiirin.


    Murathan Mungan
     
    • Beğendim Beğendim x 1
  14. shizophrenia

    shizophrenia
    Expand Collapse
    E-Sigara Acemi

    Katılım:
    2 Aralık 2016
    Mesaj:
    65
    Alınan Beğeniler:
    228
    Şehir:
    Sakarya
    Ratings:
    +437 / 5
    Kullandiginiz Cihaz:
    Henüz yok
    resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim,
    resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
    ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.
    resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
    ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
    gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

    resulullah azrail’i yolda görse tanırdı;
    ben azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
    derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.

    resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
    o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey allah’ın resulü; fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?

    resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘kızım ha gayret! ’;
    ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘anneciğim ölmesen…’

    ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘anneciğim seni ben…’;
    annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz

    resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
    ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.

    ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

    anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…

    resulullah çok şanslı bir insan
    annesi öldüğünde o küçücüktü;
    benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
    zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.

    annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

    olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
    verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
    resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
    nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü.
    Ah Muhsin Ünlü
     
Bu konuya değerlendirme yap:
/5,

Bu Sayfayı Paylaş

XenForo add-ons by Waindigo™ ©2015 Waindigo Ltd.